Küba Gezi Notları | Trinidad

Sokaklarda yururken gorulen gercek yasam paha bicilmezdi. O duruluk ve gerceklik. Hirsizligin olmadigi bir yerde, kapisi acik amcalar televizyonda muzikli programlari izledikleri sallanan sandalyelerinde uykulara dalmisti.

Sabah yalandan bir kahvaltidan sonra Kuba’da ki ikinci duragimiz Trinidad’a gitmek icin yola ciktik. Kuba icinde toplu tasima ile seyahat edecekseniz en iyi secenek otobusler. Isterseniz araba da kiralayabilirsiniz. Iki otobus firmasi var ; Viazul ve Astra. Astra firmasi Viazul’a oranla daha ucuz fakat turistlere satmiyorlar. Mecburen yaklasik 35$ odeyerek 6 saatlik Havana – Trinidad yolculugumuz Viazul ile basliyor. Otogarda ayni fiyata bizi Trinidad’a 1980 model Mercedes’iyle goturmek isteyen bir amca vardi fakat koltuklar asiri rahatsiz oldugundan dolayi biz otobusu tercih ettik.

küba-trinidad-otobüs

Yolculuklari hep sevmistim kucuklugumden beri. Belki de Eskisehir’de akrabalarin olusundan dolayi sık sık gittigimiz o tren yolculuklari sayesinde olusmustu bu his. Aslinda yolculuk olunca gittigin yerin pek de onemi yoktu. Onemli olan gitmekti.

Biraz daha buyuyup artik kendi kendime seyahet ettigim zamanlar bayilirdim otobusle gitmeye. Istanbul – Altinoluk arasini gozumu kirpmadan etrafa baka baka giderdim. Hele ki otobus Canakkale uzerinden geliyorsa, degisik bir rota ustunden gidip yeni yerler gormenin keyfini yasardim. Bu eglenceli yolculugun en keyifli anlarindan biriydi mola yerleri. Otobuste verilen kekin artik acligina care olamamasindan sonra otobusten kendini atip abur cubura, bir sicak corbaya, hic olmadi bir demli caya kosardi insanlar. Havana’dan yola cikarken bu anilar canlandi tekrardan.

Beklemeye basladim mola yerini. 3 saatlik yolculugun ilk bolumunden sonra mola verilen yer beni derin bir husrana bogdu a dostlar. Iceri girdiginizde, icerideki sinek sayisi insan sayisindan fazlaydi. Ortamda ki agir koku ise gozlerinizden yas getirmeye yeterdi. Yolcularin yarisi acikta bulunan pizzalara hucum etti. ”gozlemeeeee!!!” diye haykirmak istedim. Icime attim. Acliktan olsa gerek, yerde basi bagli, kirmizi yanakli 60 yas ustu teyzeler gordum hamur acan. Bugra dayanamayip acik pizzadan bir dilim alirken, Firat ”Dondurma bana yeter” dedi. Resmen trip atti mola yerine, belki de mola yerinin boyle olmasina neden olan sisteme. Su anda Susurluk’ta bir mola yerinde olmak icin neler vermezdim diye dusundum. Basimi one egip, gozumde bir damla yas ilerledim kasaya dogru. Tost niyetine acik pizza alip, ayran niyetine su ictim.

TRINIDAD

Buz gibi otobusten, sicak Trinidad sokaklarina ilk adimi attik. Otogarda bir curcuna. Herkesin elinde isimlerle, brosurlerle gelen turistleri kendi pansiyonlarina goturmek icin cilgin bir yaris icindeler.

Biz kalicak yeri Havana’dan otogarda bulunan bir arkadas vasitasiyla ayarladigimiz icin rahatiz. Ismini yine hatirlayamadigim 45 yaslarindaki bu dunya guzeli teyze, bizi kiziyla beraber otogardan aldi. Arnavut kaldirimlarda teyze ve kizi onde biz ucumuz arkada yaklasik 15 dakika yurudukten sonra Trinidad’da ki yeni evimize geldik. Binalarin %90’i tek katli Trinidad’da. Dogru duzgun otel de yok zaten.Yerli halkin yasadagi yerde kalmak, otelin o soguk odalarindan cok daha sempatik geliyor bize.

küba-trinidad-gezi-sokak

Tahta kapisindan iceri geciyoruz. Bize odamizi gosteriyorlar. Ufak bir bahcesi var. Dedemin Eskisehir’deki bahceli evini hatirlatiyor bana. Bir pansiyonda kalmaktan cok sanki uzaktan hic gormediginiz bir akrabanizin evine ilk defa gidiyormusuz gibi hissediyorum. Bahcedeki agaclar carpiyor gozume. Dedemin kiraz, armut, visne agaclarinin yerine burada muz ve mango agaclari var. Kumeste tavuklar yerine burada obez, gerek kalmadikca ucmayi sevmeyen, kendini tavuk sanan pacali guvercinler var. Ev sahibemiz pek guleryuzlu, arada anlasma konusunda sıkıntıceksek de yine bir yolunu buluyoruz. Ben Ispanyolca kitabima bakip yeni kelimeler ogrenmeye calisiyorum.

küba-trinidad-gezi-ev-mutfak

Odamiza yerlesip biraz dinlendikten sonra kesfetmeye cikiyoruz huzurun baskenti ilan ettigim Trinidad’i. Kuba demek, muzik demek. Adim attigimiz her sokak, farkli bir ritim. Her evden farkli sesler geliyor. Herkes evinin onunde, sokaklarda. Icerde olanlar da meshur sallanan koltuklarinda dunyayi sallamadan hayatlarina devam ediyorlar.

küba-trinidad-gezi-ev

Basli basina acik hava muzesini andiran bu 500 yillik sehirde 75,000 kisi yasiyor. Sehri yuruyerek gezmeniz birkac saatinizi alıyor. 1988 yilindan itibaren de UNESCO Dunya Kultur Mirasi listesine almis.

Tam bu esnada ne yesek sorusu yine aklimiza dusmustu sanki cok secenegimiz varmis gibi. Trinidad’in merkezinde Casa de la Musica’nin yanindaki kafeteryaya oturduk. Tam pisirilmemis hamburgerleri ikiser ikiser yiyoruz. Biraz etrafi gezip fotograf cektikten sonra evimize gidip biraz kestirdik. Aksam tekrardan Casa de la Musica’ya gelicektik, enerjimizi toplamamiz lazimdi. %10 sarji kalmis ayfon gibiydim. Odaya gelip sizdim.

küba-trinidad-araba

O kadar yorulmusuz ki, aksam uyuyup kalmisiz. Ne salsa, ne mojito, ne de cuba libre gormus gozler. Sabah uyaninca Bugra odada yoktu. Bende bahceye ciktim. Ne gorsem? Adam ev sahibesi, dunya tatlisi teyzeye kahvaltiyi hazirlatmis tek basina keyif catiyor. Teyze beni gorunce, ”Sen de ister misin?” dedi. “Si por favor.” dedim. Hemen Firat’i da uyandirdim. Geldigimizden beri dogru duzgun kahvalti yapmadigimiz icin, bir bardak kahve, omlet, meyve, taze sikilmis mango suyu artik cok onemli seyler olmustu bizim icin. Teyze ”Isterseniz beni size oglen, aksam yemegi de hazirlarim.” dedi. Bize reddedemeyecegimiz bir teklif yapmisti. Tabii ki baliklama atladik boyle bir teklife. Trinidad’da kaldigimiz 3 gunun, 2’sinde ev sahibemiz bizi sabah, oglen, aksam bizi beslemisti. Hele en son aksam yedigimiz balik cok guzeldi.

küba-yemek

Gunu kaybetmeden kendimizi Trinidad’in sokaklarina attik. Biraz fotograf cektik sokaklarda. Sonra taksi bulup Ancon’ a gitmek istedigimizi soyledik. Denize girebileceginiz cok keyifli bir plaj. Saat 10’dan, aksam 5’e kadar burdaydik.

küba-trinidad-nasılgidilir

Sezlonglarimiza yerlestikten sonra, garson ne icecegimiz sordu. Rom sudan ucuz oldugu icin icsek mi diye dusunurken, ne kadar diye sorduk. 4,5 CUC !!! 70’lik bir sise icin istedikleri fiyat 8 TL’ydi. Otele ait plajda bu kadar ucuz olmasina anlam veremedik. Tabii ki 2 saat içinde, ikinci siseyi de actirdik. Yaninda ictigimiz biralari saymiyorum bile. Oglen 2’den sonra her sey fluydu.

küba-trinidad-ancon

Bir ara canimiz sıkıldı, ne yapsak diye dusunurken az once onumuzden gecip denize giren kizlarla konusalim dedik. Norvec’li iki hatun, geziyorlarmis. 3 aydir yoldalarmis. Kuba son duraklariymis. Beraber plaj voleybolu oynadik. Muhabbet muhabbeti acti. Aksam ozel salsa dersi alacaklarini, eger istersek bizim de katilabilecegimizi soylediler.

Zaten simdi salsa diyince bir Felipe Polanco, iki ben demedim tabii. Ben ne anlarim salsadan da diyemediysem o kafayla, neler cektim neler o iki saatte bir ben bilirim. Simdi hatunlar cagırmis salsa kursuna gidelim diye, klasik bir Turk erkegi olarak ” Salsa mi, beeen? Yaa tabii ya bilmem mi, heh?” seklinde bir tepki verdim.  Telefonlarimizi kullanmadigimizdan dolayi saat 8’de vapur iskelesinde bulusalim tarzi bir sozlesme oldu.  Aksam gorusmek uzere vedalastik.

Plaja sabah Prens Charles beyazliginda gelip, aksam Felipe Melo kivamina gelmistik. ”Yok yeaa bu gunes bize n’apicak ki?” seklinde dusunmeyin, kreminizi surun a dostlar. Sonra ertesi gun komur madeninden kurtarilmis isci gibi gezinmeyin etrafta.

Gunesin batmasina yakin, plaji en son biz terkediyorduk. Sarkilar, turkuler soyleye soyleye bindik, 80 model Amerikan’a. Taksici abinin arabada ayfonumuzu muzik sistemine baglayip bagira bagira sarkilar soyluyorduk. Bu kisimlari da ertesi gun videolari izleyince animsadik tabii ki.

küba-trinidad-halk-gezi

Eve geldikten sonra bir baktik ki ev sahibelerin şahı donatmis sofrayi. Hemen dus alip oturduk. Karnimi guzelce doyurduktan sonra kendimize gelmek icin 1-2 saat kestirelim dedik. Uyandigimda bile hala sarhostum. Bugra’yi da uyandirdim. Onun da benden kalir yani yoktu. Ustumuzu degistirip kizlarla bulusacagimiz yere gittik. Boyle de bir baska heyecanli arkadas. Ne telefon var, ne internet. Sadece verilen bir soz var ve bulusulmak icin kararlastirilmis mekan.

Bulusulacak yere gelince bir baktik ki kizlar coktan orda. ” Nerdesiniz yahu, ders baslicak. ” dediler. Trafik vardi da pek uygun bir bahane olmadigi icin uyuyakaldigimizi soyledik. Gulduler. ” Sn mesglsn galba bye ” seklinde bir tepkiye alisik olan bunye afalladi tabii.

Salsa yapilacak mekan, kizlarin kaldigi casa particular. Bunlarin ev sahibesinin kizlari da gelen misafirlere belli bir ucret karsiligi salsa kursu veriyorlar. Iki saat nasil yaptik, neler yaptik hicbir fikrimiz yok. Zaten kafalar boyle olmasa beni salsaya degil, halaya kaldiramazsin.

Iki saatlik hizlandirilmis salsa kursumuzdan sonra dedik ki su hunerlerimizi birde Casa de la Musica’da gosterelim. Emin adimlarla girdik meydana. Zaten ortam acik hava, insanlar merdivenlerde oturuyor. Canli muzik var ve isteyen yurekli kisiler sahneye cikip kalcalari salliyor. Olay bu. Tabii biz oraya gidip gordukten sonra yapmaya calistigimiz seyin salsa olmadigina karar verip sadece izlemekle yetindik.

Hatirladigim bir ani var ki. 70 yasinda beyaz sacli 25-30’luk guzelce bir ablayi alip sahneye dogru ilerledi. Biz Bugra’yla gulduk. Yahu amca napiyosun sen ya falan derken ki sureyle agzimizin acik adama odaklanip hareketsizce, hareketlerini izlemememiz arasi 10 saniye surdu. Amca hatunu bir tek havaya atip cevirmedi. Ondan baska her seyi yapti. Amcayi izlerken ben yoruldum, ickinin etkisi gecti ayildim. 70 yasina gelince su amca gibi olsam ne güzel olur falan dedim.

Kizlar yarin Varadero‘ya gidecekleri icin biz yavastan kacalim dediler. Biz de onları evlerine kadar birakip kendi evimizin yolunu tuttuk.

Aslinda bugun yavastan Havana’ya ordan da eve donmeyi dusunuyorduk ama bugunu sadece dinlenmeye ayirip tembellik yaptik. Ev sahibemiz kahvalti, oglen yemegi, aksam yemegi uclemesiyle yine gonullerimizde taht kurdu.

Kaldigimiz evdeki tek can sıkıcı sey mango agaciydi!! Bir kere, bilincli mi bilmiyorum ama bizim yemek yedigimiz bahcede ki masa direkt mango agacinin altinda. Buralarda mango bildigin mango degil. Elmanin en az iki kati. Ve duzenli olarak agactan mango dusuyor. Ne zaman masada oturup icsek veya yemek yesek ” hışır hıışşıırrrr ” yaprak seslerini duysak ellerimizle kafamizi koruyup kendimizi savunuyorduk cilgin mangolara karsi. Bugra ve Firat birer kere bacaklardan vuruldular mangoya, ben sansliydim yara almadan kurtuldum.

cuba-holiday-food

Yeterince dinlendikten sonra disari cikip fotograf cekmeye basladik yine. Ne güzeldi sokaklari Trinidad’in. Eski arabalara olan merakim burdakileri gordukce iyice artti.

küba-seyehat

Hala insanlar temel ihtiyaclarini karsilamak icin burada siraya girip beklemeleri lazimdi. O kadar hayat kolay degildi burada. Herkes eşitti, bazilari daha cok.

cuba-streets-vintage

Sokaklarda yururken gorulen gercek yasam paha bicilmezdi. O duruluk ve gerceklik. Hirsizligin olmadigi bir yerde, kapisi acik amcalar televizyonda muzikli programlari izledikleri sallanan sandalyelerinde uykulara dalmisti.

küba-trinidad-seyehat

O kucucuk siniflarda egitim alan cocuklar, sizleri disarda gorduklerinde yuzlerinde olan o en saf gulumseme…Kelimelerin anlamsizlastigi anlardandi.

küba-seyehat-okul

Velhasil beyzbol onemli bir spordu Kuba icin. 7’den 77’ye herkes oynuyordu.

cuba-street-kids

Sokaklari arsinlarken karnimiz acikinca en yakin bakkala girip atistirmak icin birseyler alalim dedigimizde pek fazla secenegimiz olmadigini gorduk.

küba-gidelimburalardan

O sokaklarda ki dusunceli gozler ve tabii ki Che.

küba-che

Trinidad’in sokaklarini ezberleyene kadar gezdikten sonra harika bir aksam yemeginden sonra guzel bir uyku cekip ertesi gun Havana’ya dogru yola ciktik. Trinidad cok ucuzdu. Ev sahibemize yaklasik 170$ gibi bir rakam verdik ucumuz icin. 3 gun kaldigimiz bu guzel evde, 2 gun kahvalti, oglen yemegi, aksam yemegi yemistik. Gercekten cok uygun gelmisti bize bu odemis oldugumuz rakam. Ozellikle Havana’dan sonra.

6 saat suren bir yolculuktan sonra Havana’ya geldik. Hemen havaalanina gidip yeniden Air France’la Paris ve Emirates’le Dubai’ye geldik.

küba-gezi

 

Cok keyifli zaman gecirdik Kuba’da. Bir hayalimi gerceklestirmis olmanin mutluluyla dondum tekrar eve. Her ne kadar evi ozlese de insan, yeniden yollara cikmak icin simdiden gun saymaya baslamistim.

 

Konuk Yazar: Mahmut Caner Altunbulak